MANİLA & BORACAY
FİLİPİNLER

Yazılış:
19/02/2014
Güncelleme:
20/04/2016

Kuala Lumpur havalimanında Manila ile ilgili haberlere bakarken bir gün önce çok yağmur yağdığını ve bazı yerlerde sel olduğunu öğreniyorum. Manila'nın Ninoy havalimanına indiğim zaman taksilerin bulunduğu yere gidip otelimin adını söylediğim zaman ise televizyondaki sel görüntülerini gösterip şehir merkezi sular altında, yüksek araçla gitmek gerekiyor diyerek yüksek fiyat söylüyorlar ama tuzaklarına düşmüyorum. Normal taksi ile otele gidiyorum ve yolların açık olduğunu görüyorum. Otele yerleştikten sonra şehirde biraz dolaşıyor ve Filipinler’deki ilk yemeğimi yiyorum. 

Akşam da Makati bölgesindeki Couchsurfing Manila buluşmasına gidiyorum. Buluşma yeri olan bara vardığımda garsonlardan birine buluşma için gelen var mı diye soruyorum. Bir erkek ve bir kızın oturduğu masayı gösteriyor. Erkek olan Filipinli bir denizci, kız ise Manila’da çalışan bir Vietnamlı. Biz sohbet ederken yeni gelenler de katılıyor aramıza ve 3 kişi başladığımız buluşma yaklaşık 100 kişi ile devam ediyor. Maalesef buluşmaya gelen herkes ile sohbet etme şansım olmuyor ama gündüz mesajlaştığım M. ile denk geliyoruz. M. Manila’da yaşayan, yeni tatlar denemeyi seven birisi. Sohbet ederken bir ara, eve sigara içmeye gideceğiz gelir misin diye soruyor ve olur diye cevap veriyorum.

Vietnamlı K., Avusturyalı gençler, Irak’ta görev yapan Amerikalı bir bayan ve M. ile birlikte  5 dakikalık mesafedeki evine gidiyoruz. İlk defa bir Filipin evine ayak basıyorum ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen eşyalar ile dolu olması dikkatimi çekiyor. Sigarayı Avusturyalı gençler yapıyor ve ben K. ile sohbet ediyorum. K.’den 2 yıl sonra öğrendiğime göre, M.’in evindeyken bir ara elimi K.’nin bacağına koymuşum ve bu çok hoşuna gitmiş. Sohbetten ve sigaradan sonra tekrar bara dönüyoruz ve birkaç saat burada vakit geçirdikten sonra K. ve Filipinli V. ile yemek yemeye hamburgerciye gidiyor ve sonrasında ayrılıyoruz. 

Ertesi gün Rizal Parkı, Ulusal Müze, Santiago Kalesi, Intramuros, Çin mahallesi ve birkaç yeri daha geziyorum. Bu gezdiğim yerlerde hiçbir sorun yaşamıyorum. Filipinler’in genellikle tehlikeli bir yer olduğu söylendiği için bunu belirtme ihtiyacı duydum.

Ulusal Müze

Manila’da dikkatimi çeken şeylerden bazıları; sokakta yaşayan bir sürü evsiz olması, bankaların önlerinde pompalı tüfekle bekleyen güvenlik görevlileri bulunması, hamburgercilerde hamburger poşetlerinde pilav satılması.

Manila’dan Hong Kong’a gittiğim zaman, Petra’da tanıştığım Hong Konglu arkadaşım ile buluşuyorum. Filipinler’e giden Hong Kong vatandaşlarına seyahat sigortası yapılmadığını, bunun nedeni olarak geçtiğimiz yıllarda Hong Kong’tan Manila’ya giden bir kafilenin başına gelenler olduğunu söylüyor. Bana uzun uzun anlattı ama ben kısa şekilde anlatacağım. Detaylı bilgiyi internette bulabilirsiniz.

Hong Kong’dan bir kafile Manila’ya gidiyor ve emekli bir polis bu kafilenin otobüsünü kaçırıyor. Bu kişi otobüste bulunan çocuk, genç ve yaşlılara korkmayın kimseye bir şey olmayacak diyor. Gel zaman git zaman polisler adamın isteklerini yerine getirmiyor ve bir şekilde adamın damarına basıyorlar. Yakalanacağını anlayınca katliama başlıyor ve bir sürü kişi hayatını kaybediyor.

Manila’da geçirdiğim 2 günden sonra kalan 2 günümü geçireceğim Boracay’a gitmek üzere havalimanına yollanıyorum. 

Boracay’a gitmek için biletlerimi Cebu Havayolları’ndan almayı tercih etmiştim. Manila’dan Boracay’a direkt uçuşlar pahalı geldiği için buraya seyahat eden arkadaşım D.’den aldığım bilgiler doğrultusunda önce Kalibo’ya uçuyorum. Hem gidişte hem dönüşte 40-50 dakikalık rötarlar yaşandığını da belirteyim. Buradan da otobüs ile Caticlan’a, oradan da tekneyle Boracay’a gidiyorum. Şimdi burada şöyle bir şey var. Filipinler’de iç hatlarda 100 peso, dış hatlarda 450 peso olmak üzere harç alınıyor. Bazı havayolları bu tutarları bilet ücretine dahil ediyor, bazıları ise etmiyor. Tutarlar değişmiş olabileceği için gitmeden önce tekrardan araştırmakta fayda var.

Caticlan’dan tekne ile Boracay’a geçmek için ucuz olan biletlerden almanızı önermiyorum. Anlaşmaları olmadığı için sizi otelin kapısına kadar götürmüyorlar ve indiğiniz zaman tuk tuk’a binmek zorunda kalıyorsunuz. Onlar da yüksek fiyat çektikleri için astarı yüzünden pahalıya geliyor. Otelimde tanıştığım biri bu yolla geldiğini söylemişti ve hesapları karşılaştırdığımızda da zararlı çıktığı ortaya çıkmıştı.

Otel olarak araç ile merkeze yaklaşık 10 dakika uzakta yer alan Microtell Inn’i seçmiştim. Otelin merkeze ücretsiz olarak götürüp getiren bir aracı olduğundan ve sahilden yürüyerek merkeze gitmek daha çok hoşuma gittiği için bu uzaklığı kafama takmıyorum. Yağmur yağıyorsa yahut yorulduysam servis ile dönmeyi tercih ediyorum. Adada çoğu otelin böyle bir servisi bulunuyor. 20 - 30 dakikada bir ya da 40 dakikada bir adanın merkezinde yer alan D’Mall’a -Alışveriş Merkezi’ne-, D’Mall’dan da otele getir götür yapıyor bu servisler. Tabii otelinizde konaklama satın almadan önce bunu teyit etmek yararınıza olacaktır.

Her ne kadar genelde hostelde kalmayı tercih etsem de, bu otelde gecelik konaklama fiyatı uygun geldiğinden ve dinlenmeyi arzuladığım için suit ayarlamıştım. Otele girişte meyve suyu ikram edip, boynuma çiçek takıyorlar. Hiçbir otelde yahut hostelde böyle bir şeyle karşılaşmadığım için biraz utanıyorum. Kaldığım odaya çıkınca çift kale maç yapılacak büyüklükte bir yerle karşılaşıyorum. Odanın içerisinde küçük de bir mutfak bulunuyor.

Arkanızda orman, önünüzde okyanus, kafa dinlemek ve yüzmek için harika bir yer. Kumsalda bu manzara eşliğinde yazımı yazarken bir bayan polis yanıma gelip yerdeki eşyaların benim olup olmadığını soruyor. Olmadığını söyleyince başkalarına soruyor. Etrafta dolaşan polis olması hoşuma gidiyor. Buna rağmen tedbiri elden bırakmamak adına eşyalarınıza dikkat etmenizde fayda var. Akşamları merkez gündüze nazaran daha kalabalık oluyor çünkü herkes yemek yemeye, dolaşmaya ve eğlenmeye çıkıyor. Barlarda genellikle Jenga oyunu oynanıyor. Vaktim çok olmadığından ve kafa dinlemek istediğim için adada fazla bir şey yapmıyorum.

Caticlan’a dönüş için otobüs biletimi kaldığım otelden normalden biraz pahalı olarak satın alıyorum. Otelden sabah erken saatte ayrılacağım için kahvaltım paket yapılıp veriliyor. İçinde tost, portakal ve meyve suyu bulunuyor. Gitme zamanım geldiğinde otel çalışanlarından biri, ben otobüse binene kadar bana eşlik ediyor. Benimle birlikte tekneye biniyor, ödemelerin hepsini de o yapıyor. Belki de fazla fiyat istenmesinin nedeni buydu. Otel ve çalışanlarından gayet memnun kaldım, müşteriler de gayet iyilerdi. Boracay’a gideceklere bu oteli tavsiye ederim. 

Boracay ile ilgili anlatacaklarımı burada sonlandırıyor, Manila’ya döndüğümde yaptıklarıma geçiyorum.

Önceden söylediğim gibi Caticlan’dan Manila’ya uçağım vaktinde kalkmıyor ve Manila’ya biraz geç inmek durumunda kalıyorum. Havalimanına varınca ücretsiz wifi olan bir yerden Kuala Lumpur’da tanıştığım J.’ye  mail atarak havalimanına vardığımı bildiriyorum. J., Güney Koreli ve İngilizce öğrenmek için 1 yıllığına Manila’ya gelmişti. Malezya’daki tatili bittiği için benimle aşağı yukarı aynı zamanda havalimanına varacaktı.

Olur da mailimi göremezse diye geçen akşamki Cs toplantısında tanıştığım M.’e de mesaj atıyorum. M., gurme olduğu için Cs’ten birkaç kişi ile birlikte yemek yiyeceğini söyleyip beni evine davet ediyor. Tabii M. ile konuşurken J. ile buluşabileceğimi, ondan haber beklediğimi de söylüyorum. M.’e evini biliyorum, oraya gelebilirim diye mesaj gönderdiğim an J.’den havalimanına indiğini söyleyen, nerede olduğumu soran bir mail alıyorum. J. ile tekrar buluşmayı istediğim için, M.’e üzüntülerimi ileten bir mesaj yazıp durumu anlatıyorum. Maalesef mesajıma cevap yazmıyor ve Cs’te arkadaşlarından çıkarıp benimle ilgili yazdığı  yorumu siliyor.

J. ile buluştuğumda Clark Havalimanına gidecek olan Philtranco otobüslerinin bulunduğu Pasay Terminaline gidip büyük sırt çantamı bırakıyoruz. Fazla vaktimiz olmadığından uzak bir yere gitmekten ziyade, yakında bulunan bir alışveriş merkezine giderek yemek yiyip sohbet ediyoruz. Kuala Lumpur’da yemeği benim ödediğimi söyleyip yemeğin ücretini ödüyor. Yemekten sonra biraz daha dolaşıp terminale geri dönüyoruz. Her ne kadar bir süredir burada yaşıyor olsa da otobüsümün kalkmasına yakın kendisine taksiye kadar eşlik ediyorum. J. ile daha sonra Seul'de de buluşuyoruz ve bana etrafı gezdiriyor ama bu başka bir hikaye. J. ile vedalaştıktan sonra geri dönüp sırt çantamı alıyor ve otobüse biniyorum. Yanlış hatırlamıyorsam Manila’dan Clark Havalimanına yolculuk 2 saate yakın sürüyor.

Clark Havalimanına vardığımda küçük bir şok yaşıyorum. Gördüğüm en kötü havalimanlarından biri olabilir, özellikle ilk bekleme yeri. Bu bekleme yerinin her yeri böcek ve pislik içinde. Birkaç saat burada vakit geçirdikten sonra pasaport kontrolünden geçip asıl havalimanına giriyorum. Böcek ve pis olmayan bir yere girdiğim için bir nebze de olsa rahatlıyorum. Clark Havalimanına akşamdan gidip sabah uçağına binmeyi düşünenler bu kararlarını bir daha gözden geçirmek isteyebilir.

Manila ve Boracay ile ilgili bilgiler 2013 yılına ait olup, gitmeden önce güncel fiyatları araştırmanızı öneririm.

- Para birimi Php. Filipin Pezosu.
- İç ve dış hatlarda her uçuş için vergi alınıyor. Bazı havayolları bunu bilete dahil ediyor, bazıları etmiyor.
- Boracay'a direkt uçuşlar pahalı olduğu için uçakla Kalibo'ya, buradan otobüsle Caticlan'a,  buradan da tekne ile Boracay'a gidebilirsiniz. Böylesi daha ucuz oluyor. Tekne bileti almadan önce otele kadar götürüp götürmediklerini sormayı unutmayın.