SEUL / GÜNEY KORE

Yazılış:
21.05.2016

2013 yılında Tokyo biletimi Kuala Lumpur’da tanışıp, Manila’da buluştuğum J. ile görüşmek için Seul aktarmalı almıştım. Bekleme süresi 8-9 saat kadardı. Havayolu ile bilet tarihini değiştirmek için görüştüğümde istedikleri meblağ yüksek olunca değişiklik yapmamıştım.

Incheon havalimanına indiğim zaman internete bağlanıp J.'den mail gelip gelmediğini kontrol edince havalimanına geldiğini, çıkışta beklediğini yazdığını görüyorum. Bunun üzerine söylediği çıkışa doğru yollanıyorum. Bekleme süresi çok uzun olmadığından karşılamaya gelmişti beni. Yanına gittikten sonra saçlarını kısalttığını söyleyip, gülümseyerek beğenip beğenmediğimi  soruyor. Beğendiğimi söyledikten sonra metro ile şehir merkezine gidiyoruz. Changgyeonggung, Gyeongbokgung, Changdeokgung saraylarını ve Bukchon’u gezip  Insadong’da yemek yiyoruz.

Gyeongbokgung Sarayı'nda yapılan bir gösteri
Insadong
Kore mutfağı
Gyeongbokgung Sarayı'nda yapılan bir gösteri
Changgyeonggung Sarayı
Devlet memurluğuna katılım töreni (Yanlış aklımda kalmadıysa)

Günübirlik bir seyahat için Seul’de birçok şey yaptım sanırım. Havalimanından Seul istasyonuna geldiğimizde çantamı emanet dolapların birine bırakmıştık. Dönüş vakti geldiğinde çantamı almak için dolapların olduğu kısma gidiyoruz. Şifreyi girmemize rağmen dolabı açamıyoruz. Bunun üzerine J. müşteri hizmetlerini arıyor ve yanlış dolabı açmaya çalıştığımızı öğreniyoruz. Çantamı bırakırken açıkçası hiç dikkat etmemiştim dolapların yerine. Demek ki dikkat etmek gerekiyormuş. Neyse ki doğru dolabı bulup çantamı alıyoruz ve J. ile havalimanına doğru yola koyuluyoruz. Vardığımız zaman kendime sakladığım çok güzel bir kumaşı J.’ye hediye ediyorum. Sonrasında vedalaşıp ayrılıyoruz.

Tokyo’ya olan seyahatim nükleer kazanın sonrasına denk geldiğinden ve yemek, içecek ve hava kirliliği ile ilgili çekinceleri olduğundan bana eşlik etmiyor. “Her işte bir hayır vardır.” diye boşa dememişler sanırım çünkü Tokyo’da metro bileti alacağım esnada İngilizce tabelayı bulamadığım zaman ne kadarlık bilet almam gerektiğini sormuştum birisine. Verdiği cevaba istinaden bileti alıp trene bindiğimde,   tren hareket etmiyor ve Japonca anons yapılıyor. Yolcular da inmeye başlıyor. Bir anlam veremediğim için beklemeye devam ediyorum içeride. Sonra dışarıdan birinin gel gel yapması üzerine yanına gidiyorum ve trenin yoğunluktan dolayı gitmediğini söyleyip, kendisini tanıyıp tanımadığımı soruyor. Hayır demem üzerine az önce bilet fiyatını ona sorduğumu, benimle aynı yere gittiğini söylüyor. Bunun üzerine gideceğimiz yere başka bir trenle birlikte gidiyoruz. Sonrasında kahve içiyor, ertesi günü de  buluşup birkaç yeri geziyoruz. Son günümün akşamında da benimle birlikte havalimanına gelip sabahlıyor. İkinci seyahatimde ise bir kafede birlikte sabahlıyoruz. Gene lafı uzattım sanırım, konuya kaldığım yerden devam ediyorum.

İkinci Seul ziyaretimi ilkinden 2.5 yıl sonra gerçekleştiriyorum. Biletimi aldıktan sonra Busan’da birkaç gün geçirip Jeju adasını gezmeyi planlıyordum. Araştırma yaparken Tayvan’ı çok görmek istediğim ve bir yıl önce gidemediğim aklıma gelince Seul - Taipei gidiş dönüş biletlerini alıyorum. Seul’de 2 gün kalıp gitmediğim yerleri gezecek, sonra da Tayvan’a geçecek şekilde ayarlıyorum programımı.

Incheon Havalimanına indiğim zaman döviz bozdurmak yerine bankamatikten 50.000 Won çekiyorum. Bu tutar için hesabımdan 126,55 TL ve 9,01 TL komisyon düşüyor. Havalimanındaki dolar döviz kuru 1.120 Won. Yanlış hatırlamıyorsam ülkemizdeki kur da 2,88 TL civarlarındaydı. Bazı yerlerde kredi kartımı kullanmama rağmen yol parası için cüzi bir miktar paraya ihtiyacım oluyor ve şehir merkezindeki bir bankadan döviz bozduruyorum. Gittiğim çoğu yerde pasaport bilgilerini almalarına rağmen burada hiçbir belgemi görmek istemiyorlar.  Bankamatikten para çektikten sonra metro tabelalarını takip ederek ilerliyorum. Trene binmeden önce makineden 4650 Won'a Hongik Univ. durağına bir bilet alıyorum. Turnikeden geçtikten sonra bileti atmıyorum çünkü trenden indikten sonra tekrar bileti okutmam gerekiyor. Ayrıca, bileti makineye iade edince 500 Won veriyor.

Bilet alınan makine

Trenden indikten yaklaşık 7 dakika sonra kalacağım hostele varıyorum. Kayıt vakti henüz gelmediği için üzerimi değiştirip yanıma birkaç eşya alıyor ve çantamı resepsiyonda bulunan diğer çantaların yanında bırakıyorum. İlk günümü Bukhansan Ulusal Parkı’na ayırmıştım. Buraya gitmek için metroyla önce Seul istasyonuna gidiyorum. Elimden olan bir biletin iadesini alacağım esnada makinenin üzerinde bir bilet buluyorum. Bileti makineye iade edince 500 won alıyorum. Oh ne güzel! diyorum ve Gireum istasyonuna giden 4. hattaki trene biniyorum. Bu aktarma ücretsiz olduğu için başka bir bilet almama gerek kalmıyor. Diğer istasyonlardan yapılan aktarmaların da ücretsiz olma ihtimali var ama denemediğim için kesin bir şey diyemiyorum. Trende insanları izlerken ineceğim durağı kaçırıyorum ve 1 durak sonra inip 1850 Won’a (500’ü daha sonra iade alınacak) tekrar bilet almak zorunda kalıyorum. 500 won kazandım diye sevinirken 800 Won’dan oluyorum.

Gireum istasyonuna geldikten sonra trenden inip 3 nolu çıkıştan çıkıyorum. Biraz yürüdükten sonra 110B ve 143 nolu otobüsün geleceği 2. durakta beklemeye başlıyorum. Duraklarda hangi otobüslerin geleceğini gösteren küçük ekranlar bulunuyor. İlk önce 143 nolu otobüs geldiği için ona biniyorum. Fiyat 1300 won. Bozukluğum olduğu için ücreti peşin veriyorum. Bazı kişiler kredi kartının temassız özelliği ile yapıyordu ödemeyi ama hiç denemedim. Otobüslerde vardığınız durağın ismini gösteren ekran bulunuyor, böylece hangi duraktayım diye sağa sola bakınmaya gerek kalmıyor. Otobüsten son durakta inip yokuş yukarı biraz yürüdükten sonra Bukhansan Ulusal Parkı’na varıyorum. Otobüs yolculuğu yaklaşık 15 dakika sürüyor.

Girişte ve önemli noktalarda rotayı, ne kadar mesafe olduğunu gösteren tabelalar bulunuyor. Rota olarak Daesongmun (Gate)’u seçiyorum. 

Yaklaşık 45 dakikalık bir yürüyüşten sonra Yongchwisa Temple’a,

Buradan yaklaşık 15 dakika sonra Daesongmun'a (Gate),

Buradan yaklaşık 10-15 dakika sonra Seul manzarasını ve surlarını daha rahat izleyebileceğim kayalara varıyorum. 

Biraz soluklandıktan sonra asıl manzaranın olduğu yere -zirveye-, Kalbawineungseon’a doğru yollanıyorum. Sırt çantam ağır olmasın diye yürüyüş ayakkabılarımı yanıma almamıştım. Bazı yerlerde atlamak ve tırmanmak zorunda kaldığımdan biraz zorlanıyorum. -Bunun nedeni yanlış yerden gitmem de olabilir.- Neyse ki bir taraflarımı kırmıyorum. Atlamalı, zıplamalı yerleri geçtikten sonra dik bir merdivenden çıkıp kısa bir süre yürüyerek büyük kayaların olduğu yere varıyorum ve burada oturup manzaranın tadını çıkartıyorum. Buraya gelmek de yaklaşık 10-15 dakika sürüyor.

Son bir kere daha manzaraya bakıp surlara, Kalbawineungseon’a çıkmadan önceki yere dönüyorum ve girişe geldiğim yerden dönmek yerine Sanseon Information Center tabelasının olduğu rotadan gitmeye karar veriyorum.

Yaklaşık 1 saat 10 dakika kadar yürüdükten sonra Red Face ve North Face mağazalarının bulunduğu yere varıyorum. Yürüyüşe başladığım yerden farklı bir yere çıkacağım aklıma gelmediği için biraz afallıyorum. Asfalt yoldan yürürken bir yandan da ne yapacağımı düşünüyorum. Bu esnada ana yola varıyorum. Yola varmasına varıyorum ama bu sefer de karşıdan geçen otobüslere mi yoksa bulunduğum istimakette giden otobüslere mi binsem diye düşünmeye başlıyorum. İlk başta sola dönüp durağa gidiyorum ama çoğu kişinin karşıdan otobüse bindiğini görünce karşıya geçmeye karar veriyorum. Durağa vardığımda gelen birkaç otobüse binmiyorum çünkü hangisine binmem gerektiğini bilmiyorum. Diğer durağa farklı otobüs gelebilir, belki orada otobüslerin nereye gittiği yazar düşüncesi ile diğer durağa gidiyorum. Aynı otobüslerin burada durduğunu görünce gelen 704 nolu otobüse biniyorum. Fiyatı 1300 Won.

En kötü, Seul’ün farklı yerlerini görürüm diye geçiriyorum içimden. Şansıma otobüs Seul İstasyonunun oradaki durağa gidiyor, tabi ben bunu son durağa geldiğim zaman öğreniyorum. Durakta indikten sonra uçaktan beri bir şey yemediğim aklıma geliyor ve öğle/akşam yemeğini yemek üzere bir Japon restoranına giriyorum. Yemek olarak suşiyi tercih ediyorum. Karnımı doyurduktan sonra dinlenmek üzere hostelime dönüyorum. 

Ertesi sabah, Hongdae’yi, hoşuma giden ara sokakları ve birkaç yeri geziyorum. Etrafı keşfettikten sonra metro ile Gwangjang Market’e gidiyorum. Genelde burası yemek yemek ve alışveriş yapmak için tercih ediliyor. Market’in büyük bir kısmı yemek bölümlerinden oluşsa da kumaş, hediyelik eşya, baharat ve birkaç farklı ürün satan dükkanlar da bulunuyor. Gözüme kestirdiğim yemek satan bir yere oturuyor ve  Dumpling Stuffed with Minced Kimchi siparişi veriyorum. Bir bakıma kore mantısı diyebilirim. Fiyatı 5000 Won. Yemek ve hijyen konusunda titizseniz bu markette ağzınıza layık bir şeyler bulacağınızı pek sanmıyorum. Masada duran su şişenin üzerinde Jeju yazdığı için değişik bir içecek olduğunu düşünüyorum. Herkes içtiğinden ve ağzım yandığından şifa niyetine tadına bakıyorum. Hoşuma gittiği için tadına bakmakla yetinmiyor birkaç bardak içiyorum.

Marketten çıktıktan sonra biraz etrafta dolaşıp metro ile Myeongdong’a gidiyorum. Burada bir şeyler atıştırıp gezdikten sonra 1-1:30 saat yürüyerek hostele dönüyorum. Başımdan geçen başka bir şey olmadığı için yazıyı burada sonlandırıp notlar kısmına geçiyorum.

Notlar:
- Havalimanından şehir merkezine metro ile ulaşabilirsiniz.
- Havalimanı Hongik Univ. durağına 4650 Won tutuyor. (500 Won iade alınacak)
- Metro kartları makinaya iade edilince 500 Won alınıyor.
- Kartlar sadece binerken değil, inerken de okutuluyor.
- Atlamalı zıplamalı dediğim için Bukhansan’a çıkmaktan vazgeçmeye gerek yok. Kalbawineungseon’a giderken yolu şaşırdığım için böyle bir şey yaşadığımı düşünüyorum. Yürüyüş ayakkabınız, suyunuz, atıştıracak bir şeyleriniz olduktan sonra yürüyüş için çok güzel bir yer.
- Gwangjang Market’e gidip Kore’ye özgü yemeklerden yemeden dönülmemeli.
- Bilet bulup iade ettikten sonra para kazandım diye sevinip fazlasını kaybetmemeye özen gösterilmeli.
- Incheon havalimanı loungeları 23:45'ten sonra, duty free shoplar da bu civarlarda kapanıyor. Bu saatlerde pasaport kontrol kısmını geçtikten sonra genelde ortalıkta pek kimse olmuyor. Yanlış aklımda kalmadıysa loungeların açılış saati 06:00 idi.