KOTOR & TİVAT / KARADAĞ

Yazılış:
30.08.2017

Budva’dan Kotor’a Otobüs ile Yolculuk

Budva seyahatimden sonraki durağım olan Kotor’a gitmek için hostelimden çıktıktan sonra yürüyerek otobüs terminali’ne yollanıyorum. Fazla büyük olmayan terminalin 1 numaralı gişesinden, Trik Travel otobüs firması ile yapacağım yolculuk için 3,5€ vererek bilet alıyorum. Otobüs kalkma saatinden 10 dakika önce perona yanaşıyor, yolcular indikten sonra Tivat ve Kotor’a gidecek yolcularla birlikte otobüse biniyoruz. Camında güneşliği olan bir yer seçip oturuyorum. Tam saatinde 10:20’de hareket ediyoruz. 10:53’te Tivat Terminali’nde, 10:58’de Tivat Havalimanı’nda 2-3 dakika bekleyip yolcu indirip aldıktan sonra 11:17’de Kotor Terminali’ne varıyoruz. Otobüs yeni olmamasına rağmen yolculuk keyifli geçiyor. Kotor Otobüs Terminali de fazla büyük değil.

Kotor’a Varış

Terminal’den çıktıktan sonra Old Town’daki hostelime yürüyerek gidiyorum. Budva’da olduğu gibi burada da hostelimi bulmakta zorlanıyorum. Bir ara kendime küçük sırt çantası ile geldiğim için kızıyorum ve bir dahaki seyahatimde büyük çantamı almam gerektiğini aklımın bir köşesine not ediyorum. Hosteli bulup girişimi yaptıktan sonra eşyalarımı yerleştirmek üzere odaya çıkıyorum. Ranzanın alt tarafını seçip yatağa oturuyorum ve ranza kısa olduğundan dolayı birkaç kere kafamı vuruyorum. İlk vuruşumu sert yapmam hayat boyu taşıyacağım bir iz bırakıyor kafamda. Yerleştikten sonra resepsiyondan güzel bir restoran önerisi, neler yapabileceğime dair bilgiler ve bir harita alıyorum. Çıkmadan önce duvardaki yazıların birinde akşamları 5€’ya yöresel yemek olduğunu gördüğümü söylüyorum. İnsanlarla tanışabileceğimi ve güzel bir ev yemeği yiyebileceğimi düşünerekten beni de listeye yazmalarını istiyorum. Benimle birlikte 5 kişiyi tamamladıkları için yemeğin düzenlenebileceğini ama kesin olarak 17:00’da tekrar sormamı söylüyorlar. Teşekkür edip 5 gibi görüşürüz diyerek hostelden ayrılıyorum.

Azize Claire Kilisesi (St. Claire Church)

Old Town’un içinde yer alan kiliseye gidiyorum ilk olarak. Giriş ücreti 2,5€. Girişte yer alan görevli nereli olduğumu soruyor. Türk olduğumu söyleyince Türkçe hoş geldin diyor ve bildiği birkaç kelimeyi daha söylüyor. Ben de Belgrad’da öğrendiğim birkaç Sırpça kelimeyi söylüyorum. Duyunca mutlu oluyor ve biraz sohbet ediyoruz. Daha sonra kiliseyi geziyorum. İçeride çok bir şey yok. Aklımda sadece İncil ve birkaç kıyafetin yer aldığı kalmış. Girmesem de olurmuş ama araştırmadığım için girmiş bulundum. Olana çare olmadığından yoluma devam ediyorum.

Öğle Yemeği

Bir şeyler yemek için Old Town’un kuzeyinde yer alan Bastion 1 adlı restorana gidiyorum. Yemek olarak garsonun tavsiyesine uyarak karışık balık söylüyorum. Kalamar, ahtapot ve 3 çeşit balıktan oluşan, yeşillikler ve haşlanmış patatesle servis edilen yemeğin fiyatı 16€. Burada da yemek ile birlikte ekmek geliyor ve onun için de 1€ ekstra ücret alınıyor. O günkü kurla 68-69 TL civarına geliyor ama fiyatını hak ediyor. Normalde bu kadar çok para vermek istemem ama arada bir kendimi şımartmaktan bir zarar gelmez.

Kotor Kalesi

Yemeğimi yedikten sonra Old Town’un dışında yer alan alışveriş merkezine gidip geziniyor ve marketten büyük su alıyorum. Daha sonra telefonumun haritasından bakarak kaleye çıkmak üzere yollanıyorum. Kale’nin girişinde plaj şemsiyesinin altında yer alan plastik masa ve sandalye bulunan yerde görevli 3€ karşılığında fiş veriyor ve yolculuk başlıyor. Kilise’nin olduğu yere gelince gölgesinde, merdivenlerde oturuyorum. Bayrağın yer aldığı tepeye girişten başlayıp dinlenerek  1 saatte varmış oluyorum. Güneşli bir havada çıkılacaksa sapka, uzun kollu ve terletmeyecek bir üst ve büyük su almak gerekiyor. İçerideki satıcılar meşrubatları pahalıya satıyor. Bayrağın orada biraz soluklanıp manzarayı izledikten sonra çıkmak için kalenin diğer girişine doğru yollanıyorum.

Pristine’ye İnternet’ten Bilet Alımı

Kaleden indikten sonra suyum bittiği için marketten 0,60€’ya soğuk su ve 1€’ya nestea şeftali alıp suyu bir dikişte bitiriyor ve hostele yollanıyorum. Resepsiyondakilere akşam yemeği için gerekli sayıya ulaşılıp ulaşılmadığını soruyorum. Ulaşıldığını öğrenince 20:00’a doğru buraya gelirsin, birlikte gideriz diyorlar. Tamam dedikten sonra busticket4.me sitesini duyup duymadıklarını, Pristine’ye bilet alacağımı söylüyorum. Turistlerin sıkça kullandığını, güvenilir olduğunu söylemeleri üzerine teşekkür edip yanlarından ayrılıyorum. Duş aldıktan sonra internetten 18€’ya biletimi alıyorum.

Hostel’de Yöresel Akşam Yemeği

Yemek saatine doğru resepsiyona iniyor ve yemeğe katılacak bir çiftle aynı hostelin diğer yerine yollanıyoruz. Yemekte Danimarkalı sevgililer, Amerikalı sevgililer, hosteldeki görevli (G.) ve ben varım. Yemek olarak musakka, patates ve cacıki var. Yemeklerin hepsi geniş bir tabakta geliyor. Musakka ve patates ülkemizdeki ile aynı tarzda yapılmış. Cacıki adından anlaşıldığı üzere ülkemizdeki cacık gibi. Farkı, sulandırılmadan salatalık ve sarımsaklı yoğurtla yapılması. Hepsinin tatları oldukça güzel. Yazıyı yazarken yemeğin resmini çekmediğimi fark ediyorum. Sonraki 2 gün için de yemeğe katılmak istiyorum ama yeterli sayıya ulaşılmadığı için yemek organizasyonu yapılmıyor.

Amerikalı çift, İspanya’da İngilizce öğretmenliği yaptıklarını, A. Öğretmenliğe İngiltere’de devam edeceğini, erkek arkadaşı C. İse Amerika Birleşik Devletleri’nde devam edeceğini söylüyor. Son bir Avrupa turu yapıp İspanya’ya eşyalarını almaya döneceklerini, uçuşlarını İstanbul aktarmalı aldıkları için de İstanbul’da bir gün geçireceklerini söylüyorlar. Daha sonra hostelde kendilerine İstanbul’da gidebilecekleri yerleri söyleyip olur da yardıma ihtiyaçları olursa diye iletişim bilgilerimi veriyorum. Danimarkalı çiftin iletişim bilgilerini almadığım için isimleri aklımda kalmıyor. E. ve K. diye bahsedeceğim bu yüzden. E. üniversiteyi bırakmış ve sağda solda çalışıyormuş ama tekrardan üniversiteye gideceğini söylüyor. Kız arkadaşı K. de terzilik üzerine eğitim aldığını, İskandinav ülkelerinde terzilerin çok pahalı olduğunu ve günün birinde büyük bir firmada yönetici pozisyonunda çalışmak istediğini söylüyor. Yemekten sonra herkes kendi yoluna gidiyor. Ben de Old Town’un dışına çıkıp geziniyor, dışarıdan Kale’yi izliyor ve sonra hostele yollanıyorum.

Tivat & Gornja Lastva & Vrmac & Tivat’tan Kotor’a Yürüyüş

Ertesi sabah resepsiyondan Old Town dışında nerelere gidebilirim diye sormam üzerine harita üzerinden Vrmac’ı gösteriyor görevli. Sonra Vrmac yolundan Gornja Lastva’ya gidip döndüğünü söylüyor. Ben de Tivat üzerinden gider dönerim diyorum. Oooo! diyerek bana kolaylıklar diliyor. Haritanın resmini çekip hostelden çıkıyorum. 1,5€’ya fırından yeni çıkmış peynirli börek, Old Town’un hemen dışında yer alan pazarcılardan 1€’ya 2 adet muz, marketten 0,59€’ya büyük su ve 0,73€’ya meyve suyu alıyorum. Böreği mideme indirip Tivat’a gitmek üzere otobüs terminaline yollanıyorum.

Otobüs bileti 2,5€. 10:44 otobüsü 10:48’de gelip 10:50’de kalkıyor,11:10’da Tivat Otobüs Terminali’ne varıyor. Terminal’den çıkıp sahilden yürüyerek Tivat’ı dolaşıyorum.

Tivat

Yaklaşık 3 km. yürüdükten sonra tekrar ana yola çıkıp otostop çekiyorum ve 5-10 araç geçtikten sonra bir araç durup beni alıyor. Donja Lastva girişinde kalacağımı, önce Gornja Lastva’ya, oradan Kotor’a gideceğimi söylüyorum. Yolumun uzun olduğunu söyleyip bol şans diliyor. 300-400 m. gittikten sonra takip etmem gereken yolun üzerinde beni bırakıyor ve vedalaşıyoruz.

Asfalt yoldan manzara izleyerek 50 dakika kadar süren bir yürüyüşten sonra Gornja Lastva’ya varıyorum. Görebildiğim kadarıyla bir ayda yer alan gün sayısı kadar bile olmayan taş evler, kilise ve mezarlık yer alıyor burada. İçeriden kimselerin yaşamadığı bir evin bahçesindeki bankta oturup 15-20 dakikalık mola veriyorum. Ezilen muzlarımı yiyor ve meyve suyumu içiyorum. Atıştırmadan ve dinlenmeden sonra 15. Yy’da yapılmış St. Mary’s Church (Azize Mary Kilisesi) adlı yere girmek istiyorum ama kapısı kilitli olduğundan giremiyorum. Dışarıdan fotoğrafını çekip, yapım aşamasında burada yaşayanların nasıl bir manzarayı izlediklerini kafamda canlandırmaya çalışıyorum.

Manzaranın tadına doyduğuma karar verince telefonumdaki haritadan, yoldaki tabelalara, yerdeki kırmızı beyaz çizgilere bakarark Vrmac yoluna devam ediyorum. Türkiye’de yer alan Likya Yolu’ndaki gibi burada da yolu gösteren kırmızı-beyaz çizgiler yer alıyor. Ülkemizdekinden farkı tabelalar ve bu tabelalarda kaç km. yol kaldığını gösteren yazılar bulunması. Buradan sonra asfalt yol bitiyor ve ağaçların arasından geçip çakıl taşlı, toprak yol başlıyor.

Baz, uydu ya da başka bir istasyonun bulunduğu yerde içeriden telsiz sesleri geliyor ama kapılar dışarıdan kilitli olduğu için içeride kimse olmadığına karar veriyorum ve yoluma devam ediyorum.  Biraz ilerleyince yaşlı bir çifti ve köpeklerini gördüğüm zaman selamlaşıyoruz. Saatler süren yolculuğumda ilk defa birilerini görmüştüm. Buradan sonra toprak yola gelen uzun dalların budandığı yol çıkıyor karşıma. Biraz yürüdükten sonra yeşilliklerin kapladığı betondan birkaç bina görüyorum. İçerisinde sığırları görünce fotoğrafını çekiyorum. Fotoğraf çektikten sonra kapıdan öfkeli bir sığır çıkıyor ve gözlerimiz kesişiyor. Bakış yarışmasını o kazanıyor ve korktuğum için hızlıca yanlarından tüyüyorum. İleride kapıları yola bakan uzun bir bina bulunuyor. İçerisindeki duvarlarda grafitiler, parti yazılı oklar bulunuyor. İçeride başka sığır olabilir korkusuyla girmeyi göze alamıyorum. 

Vrmac’a gelebileceğimi söyleyen görevliden öğrendiğim kadarıyla bu binaların bazılarında gizli geçitler bulunuyormuş. Son yıllarda bazıları keşfedilmiş olmasına rağmen keşfedilmemiş onlarca geçit bulunuyormuş. Kim bilir belki daha sonra keşif yapmak için gelirim.

Yürüyüşüme devam ederken terk edilen binaların bulunduğu, manzarası mükemmel bir yer karşıma çıkıyor. Böyle zamanlarda bulunduğum şehirde/ülkede yaşayan birinin yanımda olmadığına üzülüyorum çünkü gördüğüm bu yerler hakkında bana bilgi verebilirdi. Yapacak bir şey yok diyerek manzaranın keyfini sürüyorum.

Manzarayı izledikten sonra Kotor tabelasını takip ederek kestirme zikzak yoldan ana yola iniyorum.

Tivat Otobüs Terminali’nden Kotor’a dek yolculuğum 6 saat 25 dakika, Dornja Lastva girişinden yolculuğum ise 5 saat 35 dakika sürdü. Daha az mola vererek süreyi kısaltmak ya da daha çok mola vererek süreyi uzatmak pekala mümkün. Ana yola çıktıktan sonra marketten meyve suyu ve su alıp hostele yollanıyorum. Duş alıp dinlendikten sonra Old Town’un dışına çıkıyorum ve günü güzel bir yemek ve Sırp kahvesi ile noktalıyorum.

Köfte ve Şopska Salatası

Gorazda Kalesi (Gorazda Fort)

Sabah olunca internetten araştırdığım Gorazda Kalesi’ne (Gorazda Fort) nasıl gidebileceğime dair resepsiyondan bilgi alıyorum. Kaleyi telefonuma işaretliyorum ve ana yoldan bir yere kadar yürüyebileceğimi öğreniyorum. Ana yolun bir kısmında tünelden geçmek gerektiği için ara yollardan gitmem gerektiğini söylüyor görevli. Teşekkür edip 10:10 gibi hostelden çıkıyor ve dün gittiğim fırına gidip ıspanaklı börek, reçelli ve çikolatalı bir şeyler alıyorum.

Haritada otobüs terminalinin yanından yol olduğunu görünce yola sapıyorum. Skaljari’den geçen yolda haritadan bakarak ilerlememe rağmen bir türlü doğru yolu bulamıyorum, gittiğim yollar bambaşka yerlere çıkıyor. Hostelden çıktığımda yanıma su almadığım için de kendime oldukça kızıyorum çünkü bir türlü market bulamıyorum. En sonunda bahçesinde motorunu tamir eden bir adama Gorazda’ya gitmek istediğimi, hangi yoldan gidebileceğimi ve market olup olmadığını soruyorum. İngilizce birkaç kelime bildiğinden haritadan yeri gösteriyorum ve yolu tarif ediyor. Marketin de çok uzakta olduğunu söylüyor. Su alacağımı anlatamayınca Sırpça Voda diye söylüyorum. Evinin alt katında yer alan tamirhanesine girip burada bekle diyor ve bana büyük bir bardak su veriyor. Teşekkür ettikten sonra tarif ettiği yoldan gitmeye çalışıyorum ama çıkmaz sokakla karşılaşınca ve yakında market olmadığını öğrendiğimden geldiğim yerden geri dönüyor, başka bir ara sokaktan çıkarak süpermarkete yollanıyorum. 1 saat 15 dakika kadar vakit kaybediyorum bu esnada.

Süper marketten 0,89€’ya 2,5 Lt. su, 0,39€’ya somun ekmeği ve 0,23€’ya 1 muz alıyorum. Dün çantamda taşıdığım muz ezildiği için marketten çıktıktan sonra muzu mideye indiriyorum.  Marketten çıkıp yoldan yukarı doğru biraz yürüyünce karşı yola geçiyorum. Benzinlikteki birine Gorazda’ya tünele girmeden gidebileceğim bir yol olup olmadığını sorduğumda beni Vrmac yoluna yönlendirmeye çalışıyor. Dün o yoldan geldiğim ve gitmek istediğim yerin orasıyla alakası olmadığını söyleyince az önce kaybolduğum yoldan gitmem gerektiğini söylüyor. Bu sefer ara sokaklara çok girmeden yoldan ilerliyorum. Skaljari’ye ulaşınca tünele girmeden ana yola varmış oluyorum.

Yolun yokuş olduğunu görünce ve yürüyerek gitmemin bir ömür süreceğini düşünerek otostop çekmeye karar veriyorum. Şansıma ilk gelen araç duruyor ve Trojica’ya gideceğimi söylüyorum. Aracın şoförü 3,5 yıldır Kotor’da yaşayan genç bir Sırp. Türkiye’den Sırbistan’dan Karadağ’dan konuşuyoruz. 1,9 km. gittikten sonra beni Trojica’ya bırakıyor ve geldiğimiz yoldan geri dönüyor. Herhalde beni almasaydı geldiğimiz bu dik yolu 1 saatten uzun sürede çıkardım diye düşünüyorum. Sayesinde hem yorulmaktan hem zamandan kazanıyorum.

Trojica’ya varınca haritadan bakarak Cetinje, Lovcen, Njegusi yazan soldaki yoldan gidiyorum.

13:23’te Gorazda Kalesi’ne varıyorum.  3 katlı olan kalenin üzerinde ortada büyük bakır bir kubbe, diğer iki yanda küçük bakır kubbeler yer alıyor.

Keleden içeri 2 köprüden geçilerek giriliyor. Giriş katında sağ tarafta 2 küçük bölme, sol tarafta demirle kapalı bir alan, sağa ve sola açılan oda, karşıda açık geniş bir alan bulunuyor. Telefonumun fenerini açarak ilerlediğim zaman girişin solunda sol tarafında 3 oda ve yukarı çıkan merdivenler, sağ tarafta 3 oda ve 3 açık, geniş alan yer alıyor. Girişin sağında sağ tarafta 1 arkaya açılan oda, yukarı çıkan merdivenlerin olduğu yer ve  3 oda yer alıyor. Sol tarafta 3 açık geniş alan ve 3 oda yer alıyor.

Alt katta solda sol tarafta 3 oda yer alıyor. 1 odanın küçük odası ve merdiven boşluğu bulunuyor. Sağda en sonda aşağı giden bir tünel yer alıyor. Karanlık ve korkutucu olduğundan inemedim. Alt katta sağda sağ tarafta 3 oda yer alıyor. 1 odanın küçük bir odası var. Solda 3 oda yer alıyor. Burada yer alan 1 odanın da küçük odası olduğunu düşünüyorum ama gitmek için feneri doğrulttuğumda zıplayan örümceklerle karşılaşınca hemen odadan kaçıyorum.

Merdivenlerden tünelle inilen yerler Kale’nin dışından da görülüyor. Etrafında çalı çırpı olduğu için dışından yaklaşıp bakamadım ama iki tanesinin içine kalenin içerisinden girebildim.

İçeriyi dolaştıktan sonra bir daha dolaşarak telefonuma nerede ne olduğunu yazdığım için bunları yazabiliyorum ama atlamış olduğum ya da yanlış yazdığım yerler olabilir.

İçeriyi dolaştıktan sonra merdivenlerden yukarı çıkarak Tivat ve Kotor manzarasının tadını çıkartırken bir yandan da yanımda getirdiğim somun ekmeği yiyorum. Ayakkabılarımı çıkartıp uzanıyor, doğanın, sessizliğin keyfine varıyorum. Ben dinlenirken, arabasıyla gelen çift ve motoruyla gelen adamdan başka kaleyi gezmeye gelen olmuyor.

15:37’de Kale’den ayrılıp 17:46’da başladığım yere, 17:56’da hostele varıyorum.

Akşam Yemeği

Duş alıp biraz dinlendikten sonra resepsiyondan yemek için mekan önerisi istiyorum. Old Town’un dışında Bbq Tanjga restoranını öneriyorlar, bunun üzerine oraya yollanıyorum. İçerisi oldukça kalabalık ve sonradan öğrendiğime göre meşhur bir yermiş. Menüden 7,5€’ya karışık et (400gr et+patates kızartması+salata+sos) sipariş ediyorum. Domuz eti sevmediğin için tavuk eti ile köfteyi seçiyorum. Arka taraftaki bahçesinde yer var mı diye bakıyorum, yer olmayınca giriş kısmındaki masaya oturup gelip gidenleri izliyorum. Etinin tadı oldukça güzel. İçimden yarın gitmeden buraya gelirim diyorum.

Old Town’da Konser ve Sohbet

Karnımı doyurduktan sonra Old Town’a dönüyorum. Dün akşam restoranın birinde duvara yansıtılmış Charlie Chaplin’in filmini biraz izlediğimden tekrar o restoranı bulmaya çalışıyorum ama bulamıyorum. Akşam konser olduğunu, bedava bilet dağıtıldığını öğrendiğim için organizasyon görevlilerine bilet kalıp kalmadığını soruyorum. Biletlerin birkaç gündür ücretsiz dağıtıldığını, şu an bilet olmadığını öğrenince biraz hüsrana uğruyorum. Daha sonra konseri hostelin üst katından izleyebileceğimi düşünerek hostele yollanıyorum. Konser için bazı sokaklar kapatıldığından değişik sokaklardan geçerek ulaşabiliyorum.

Üst kata, masa ve koltukların olduğu yere çıkıp oturuyorum. Aynı odada kaldığım turistler de burada bulunduğundan onlarla sohbet ediyoruz. Konser başlayınca da camdan konseri izliyor, sohbete devam ediyoruz. Herkes farklı ülkeden geldiği için laf lafı açıyor, oldukça güzel zaman geçiriyorum. Daha sonra da odaya dönüp çantama ıvır zıvırları tıkarak yarınki yolculuğuma hazırlık yapıyorum.

Yolculuk Öncesi

Sabah olunca oldukça eskiyen birkaç tişörtümü çöpe atıyorum ve çantamı toplayıp çıkışımı yapıp, fırından ve marketten bir şeyler alarak üst katta oturup dinleniyorum. Kotor’da dağları, tepeleri yürüdüğüm için dinlenmeye fırsat bulamamıştım. Bu durumdan faydalanarak tatilde başımdan geçenleri unutmak istemediğim için defterime notlar alıyorum. Priştine’ye gitmek için önce Podgorica’ya gitmek gerektiğinden ve Priştine otobüsü de akşam olduğundan fazla acele etmiyorum. Gitmek vaktinin yaklaştığını anlayınca hosteldekilere teşekkür ediyor ve yemek yemeye akşam gittiğim Bbq Tanjga restoranına yollanıyorum. Bu sefer 4,5€’ya güzel mi güzel bir hamburger, 1,5€’ya kola, 1,5€’ya patates kızartması alıyorum. Normalde patates ve kolayı pek sevmesem de tatilde olduğumdan bir şey olmaz diyorum kendi kendime.

Kotor’dan Podgorica’ya Otobüs ile Yolculuk

Yemekten sonra Terminal’e gidip Kotor’dan Podgorica’ya giden otobüse bilet alıyorum. Ücreti 6,5€.  16:43’te kalkan otobüs 17:18’de Budva’ya varıp 7 dakika, 18:13’te Cetinje’ye varıp 4 dakika yolcu alıp indirdikten sonra 18:17’de hareket ediyor. Başka yerde durmayıp 18:57’de Podgorica’ya varıyor.

Podgorica’da Folklor Yarışması

Podgorica Otobüs Terminali’nde valiz muhafaza ücreti 2€. Wc ücreti 0,40€. Diğer otobüsümün kalkmasına birkaç saat olduğu için Terminal’in yakınında yer alan Montenegro Alışveriş Merkezi'ne  (Mall Of Montenegro) yollanıyorum. İçeriyi biraz dolaştıktan sonra yöresel kıyafetler giymiş birkaç küçük çocuk görmem ve müzik sesi duymam üzerine sesin olduğu yere gidiyorum. Alışveriş Merkezi’nin bahçesinde 8-10 ülkenin katıldığı folklor yarışmasının başlayacağını anlayınca marketten aldığım çikolatayı yiyerek bir kenarda bekliyorum. Bu ülkelerin arasında K.K.T.C de bulunuyor. Yanlarına gidip kaçıncı sırada olduklarını soruyorum. En son sıranın kendilerinde olduğunu söyledikleri zaman başarılar dileyip yanlarından ayrılıyorum. 30-40 dakika birbirinden güzel dansları izliyor ve otobüsü kaçırmamak üzere Terminal’e yollanıyorum.

Podgorica’dan Priştine’ye Otobüs ile Yolculuk

21:30’da gelen otobüs 21:34’te kalkıyor. 21:57’de bir restoranın önünde 15 dakika, 23:57’de de 20 dakika kadar mola veriyoruz. 01:33’te Karadağ sınırına varıyoruz ve bir memur otobüse binerek pasaportları topluyor. Bu sırada da bagaj kısmında kontrol yapılıyor. 01:52’de muavin pasaportlarımızı geri dağıtıyor ve hareket ediyoruz. 02:05’te Kosova sınırına geliyoruz ve kontrol olacağı için çocuklar hariç bütün yolcular uyandırılıp pasaportlar toplanıyor. 02:15’te hareket ediyoruz ve muavin pasaportları dağıtıyor. Karadağ’dan çıkmamızdan sonraki yolculuğumuz uzun bir süre ormanların arasından, uçurum kenarlarından oluyor. Etrafta aydınlatma olmadığı için biraz tehlikeli görünüyor. 02:35’te 20 dakikalık bir mola verip yola devam ediyoruz ve 04:09’da Priştine Otobüs Terminali’ne varıyoruz.

Karadağ Podgorica’dan Kosova Priştine’ye otobüs yolculuğu yaklaşık 6,5 saat sürüyor. İçerisi buz gibi olduğundan ve temiz kıyafet olarak birkaç tişörtüm kaldığından yolculuk boyunca üşüyorum. Bunun dışında yolculuk fena sayılmazdı. Terminalde indikten sonra çantamı alıp içeri girip haritadan kalacağım yeri buluyorum. 3 çocuklu hamile bir kadının valizlerine kısa süreliğine göz kulak olduktan sonra sabahın erken saatlerinde hostelime doğru yürümeye başlıyorum.