BİŞKEK / KIRGIZİSTAN

Yazılış:
29/10/2014
Güncelleme:
25/01/2016

Haritadan Türkiye vatandaşlarından vize istemeyen, gidebileceğim bir yer ararken bir yandan da bilet fiyatlarına bakıyordum. Araştırmalarım doğrultusunda Moğolistan’ın başkenti Ulanbator’a gitmeye karar verdim. Thy’nin direkt uçuşu olmadığından Bişkek üzerinden aktarma yapacaktım ve açıkçası bu benim işime geliyordu. Sabah erken saatte Bişkek’e inecek, gecesinde de Ulanbator’a uçacaktım. Bu uzun aktarma sayesinde 1 gün Bişkek’i gezebilecektim. Biletimi aldıktan sonra gideceğim yerleri birkaç arkadaşıma söylediğim zaman ne yapacaksın oralarda, başka yer mi bulamadın, ne garip adamsın gibisinden yorumlar aldım ama böyle yorumlara alışkın olduğum için söylenenlerden etkilenmedim demem doğru olacaktır.

Bişkek’te günübirlik bulanacağım için Devlet Kayıt Hizmeti’ne gidip kayıt yaptırmam gerekmiyor. Kırgızistan’da 3 ya da 5 günden fazla kalmayı düşünüyorsanız gidip kayıt yaptırmanız gerekiyor yoksa başınız belaya girebilir. Detaylı bilgiyi http://www.mfa.gov.tr/turk-vatandaslarinin-tabi-oldugu-vize-uygulamalari.tr.mfa sitesinde bulabilirsiniz.

Thy ile rahat geçen bir yolculuktan sonra Bişkek’in Manas Havalimanı’na iniyorum. Pasaport kontrolde herhangi bir sorun ile karşılaşmadan geçiyorum. Kur fiyatlarını yüksek bulduğum için döviz bozdurmak yerine bankamatikten 2.000 som çekiyorum. Hesabıma 37,61$ olarak yansıyor, kur olarak 2,2771 TL’ye denk gelmiş oluyor.  Ülkemizde ise 1$ 2,29 TL’ye denk geliyor ve resmi tatil dolayısıyla bankalar da kapalı. Para çekmeye çalışırken ve sonrasında bir sürü kişi yanıma gelip taksi isteyip istemediğimi soruyor. 1.000 Som’dan başlayan taksi fiyatları 600, 500, 400’e kadar iniyor, en son ne kadar verirsine kadar gidiyor. 50 Som dediğimde ise yolumdan çekilip susuyorlar.

Dersimi çalıştığımdan dolayı minibüs ile gitmeye kararlıyım. Dersimi de sadece havalimanı ulaşımı ve birkaç gezilecek yer konusunda çalışmıştım. Havalimanından çıkıp sağ tarafa yöneldiğimde minibüsleri görüyorum. Ücreti 40 Som. İngilizce soru sorduğumda cevap alamıyorum. Ne şoför ne de minibüste bulunan iki yolcu İngilizce biliyor. Türkçe biliyor musunuz diye sorduğumda ise evet cevabını alıyorum arkadaki genç bir bayandan. Kendisine minibüsün şehir merkezine gidip gitmediğini soruyorum ve gidiyor diye cevap veriyor. Minibüsteyken  kendisinden Bişkek ile ilgili biraz bilgi alıyorum.

Şehir merkezine ulaştıktan sonra aldığım bilgiler doğrultusunda ilk olarak meşhur Osh Market'e yollanıyorum. Sırt çantam olduğundan dolayı turist olduğum apaçık ortada. Pazarı gezdikten sonra başka bir yere yollanırken önüm 3 sivil polis tarafından kesiliyor. Para koparmak için pasaport, cüzdan ve eşyalarımı kontrol ediyorlar. Tam onlardan kurtuldum derken 50 metre ileride bir daha aynı yöntemle durduruluyorum. Bu sefer yanımdan geçen birine İngilizce biliyor musun diye soruyorum ama hayır diye cevabını alıyorum. Türkçe biliyor musun diye sorduğumda ise evet cevabını alıyorum. Her ne kadar polis, çocuğu yanımdan göndermek istediyse de çocuk gitmiyor ve bana yardımcı oluyor.

Cüzdanımı ve ceplerimi ararlarken kaşla göz arasında 50$ ve 100 TL’mi aşırdıklarını fark ediyorum havalimanına vardığım zaman. İlk defa bir seyahatimde paramı ceplerime ayırmıştım ve şansıma bu olay başıma geldi. Rio’da gecenin bir yarısı ara sokaklarda dolaşırken başıma iş gelmedi, gele gele burada geldi diyorum içimden. Her işte bir hayır vardır, ne diyeyim. Niye paranı verdin diyenler olabilir. Üzerimi aramalarına izin vermeyip karakola götürülseydim başıma daha kötü şeyler gelebileceğini okumuştum internette. Bir de Bişkek’e gelmeden Couchsurfing sitesinde araştırma yaparken, pasaportunu kaybeden birini gümrüğe sormadan sınır dışı edecekleri yazısını görmüştüm. Daha yeni başlayan gezime karakolda devam etmek, gece olan uçuşumu da kaçırmak istemediğim için polis ne derse yaptım. Bu üzücü olayı burada sonlandırıyor ve polisler sayesinde tanıştığım Türkçe bilen genç ile -adına K. diyelim- yürümeye başlıyoruz.

Kendisi Kırgız olmasına rağmen köyden Bişkek’e geldiği ilk zamanlarda kılık kıyafetinden dolayı aynı muameleyi gördüğünü, bu olaylardan dolayı pek mutlu olmadığını söylüyor.  Zaten kimin hoşuna gider ki böyle bir şey? Yürürken parlamento binasını gösteriyor ve son devrimde bir sürü kişinin öldüğünü, yaralandığını, o anki başkanın yurt dışına kaçtığını anlatıyor. Başka bir arkadaşım da Kırgızistan için “Her 5 yılda bir devrim olur orada.” diye söylemişti.

Yolumuza devam ederken Siyah Beyaz heykeli görüyoruz. K.’nin söylediğine göre beyaz iyiliği, siyah kötülüğü temsil ediyor. Siyahı iten kişiler kötüyü uzaklaştırmaya çalışıyormuş. Bu heykel 2002 ve 2010 yılında Kırgızistan’ın daha iyi bir geleceği olması için hayatını kaybedenlere adanmış. 

Eşinize, dostunuza kartpostal yollamak ya da başka bir şey göndermek isterseniz saat kulesinin yakınındaki postaneden gönderebilirsiniz. Ayrıca bu meydanda ücretsiz wifi bulunuyor. Yüzünüzü postaneye dönerseniz sağ üst çaprazınızda dönerci ve börekçi gibi bir yer göreceksiniz. Burası da pek bir popüler bir yer. İnsanlar sıra bekleyip dönerini, samsasını alıp postanenin olduğu meydandaki banklarda oturup yiyor. Biz de sıraya girip arkadaşımın tavsiyesi ile Samsa’mızı alıyoruz. Samsa etli börek, poğaça gibi bir şey. Tadı nefis, yolunuz düşerse denemeden geçmeyiniz. Yanlış hatırlamıyorsam fiyatı 35 Som idi. Aldıklarımızın hepsini birlikte yazdığım için bir tanesi ne kadar ediyor, bilemiyorum.

K. ile gezerken sürekli ülkesi ve insanları hakkında sorular soruyorum. Kazandığı paranın zar zor yettiğinden bahsediyor. Sürekli okula gittiği için de part time çalışması zor oluyormuş. Kızlar konusunda da biraz dert yanıyor. Bazılarının iki yüzlü olduğunu, gündüz farklı gece farklı davrandığını, yabancılarla evlenip gitmek isteyenlerin de oldukça fazla olduğunu söylüyor. Sigara içen bir bayanı gördüğümüzde Kırgızistan’da sigara içen bayanlara kötü gözle bakıldığını belirtiyor. Tanıştığım başka bir Kırgız’dan ise, güney taraflarında Güney Kore kökenli, kuzey taraflarında ise Rus kökenli Kırgızlarla evliliklerin çok olduğunu öğreniyorum. 

Yanlış hatırlamıyorsam depremlerden dolayı en fazla 15 katlı bina yapılabilirmiş. Yeni inşa edilen binalardan gördüğüm kadarıyla da tuğla yerine kiremit tercih ediyorlar.

K.’nin işleri olduğu için yollarımız ayrılıyor ve  2. Dünya Savaşı’nın kazanılmasının 40.yılı şerefine yapılan, Zafer Parkı’nda yer alan Zafer Anıtı'nı ziyaret ediyorum. Bu anıtın içerisinde sönmeyen ateş bulunuyor.

Başımdan geçen heyecanlı bir şey olmadığından akşam katıldığım Couchsurfing buluşmasına geçiyorum. Uzun bir kelime olduğu için kısaca cs diyeceğim.

Bişkek’e gelmeden önce bilgi almak ve buluşma olup olmadığını öğrenmek için cs’e bakarken, orada bulunacağım günün akşamında buluşma olduğunu görünce katılmaya karar vermiştim. Buluşmanın yapılacağı yer için Johnny Pub seçilmişti. Gündüz dolaşırken şans eseri Pub’ın önünden geçmiştim, içeri girmediğim için kalabalık olup olmadığı konusunda bir fikrim yok. Akşam ise oldukça kalabalıktı ve boş yer yoktu. Cuma akşamı olduğu için de kalabalık olmuş olabilir tabii. Eğer Johnny Pub’a gitmek isterseniz rezervasyon yaptırmanızı ya da akşam 8’e doğru gitmenizi tavsiye ederim. Yemek ve içecekler pahalı değil. Bir fincan çay 50 Som. Resimdeki yemek 170 Som. Tadı gayet güzel ama adını hatırlamıyorum maalesef.

Buluşma saatine doğru Pub’a girdiğimde garsonlardan birine cs için geldiğimi söylüyorum ve bana bir masayı gösteriyor. Masaya geçtiğim zaman benden önce gelen birkaç Türk öğrenci ve bir Kırgız bayan ile tanışıyorum. Daha sonra dünyanın dört bir yanından gelen insanlar katılıyor aramıza. Yanımda oturan Kırgız kızlardan birisi Türk öğrencilerden birine Kırgızistan’ı nasıl bulduğunu soruyor. “Nefret ettim.” cevabını alınca morali bozuluyor. Sonrasında aynı kişi Türkiye’den de nefret ettiğini ekliyor. Ben bunu gençliğine veriyorum ama daha kibar bir dille hoşuna gitmediğini söyleyebilirdi. Sonuçta kimse gittiği, yaşadığı yeri sevmek zorunda değil ama oranın vatandaşına ülkesinden nefret ettiğini söylemek kötü bir şey diye düşünüyorum. 

Buluşmada tanıştığım Kırgızlara Türk olduğumu söylediğim zaman, 10 gün önce İstanbul’daydım, daha geçen ay oradaydım diye söyleyip beğendikleri yer ve yemeklerden bahsediyorlar. 2 hafta sonra geleceğini söyleyen kişiye de bilgilerimi veriyorum ve İstanbul’da görüşmek üzere söyleşiyoruz. Geldiği zaman görüşüp İstanbul’u geziyoruz. Börekten lahmacuna kadar birçok yemek, tatlı yiyoruz. Daha bir sürü şey yapıyoruz ama konumuz bu olmadığından daha fazla bahsetmeyeceğim.

Buluşma yerine geldikten birkaç saat sonra numarasını arkadaşımdan aldığım, Bişkek’e geldiğimde mesajlaştığım, burada yaşayıp çalışan bir Türk ve arkadaşı katılıyor aramıza.  Gündüz işleri çıktığından, akşam da ben buluşmada olduğum için yanıma gelmeye karar vermişlerdi. Buluşmaya katılan Birleşmiş Milletler bünyesinde çalışan bir karı koca, birlikte gelmişti. Bayan olan, 4’ü ana dili gibi olmak üzere toplam 10 dil bildiğini söylüyor. Görevi dolayısıyla çok gezdiklerini, gittiği yerlerde sabahları erken kalkıp dil öğrenmek için 2 saat çalıştığını anlatıyor. Erken kalkan yol alır, diye boşa dememişler sanırım. Buluşma saat 7 ile 10 arası olmasına karşın 12’ye doğru kalan birkaç kişi ile kalkıyoruz. Organizasyonu sağlayan kişi hem kendisine, hem de havalimanına gitmem için bana taksi çağırıyor.

Bindiğim taksinin farları önümüzü pek göstermiyor, ayrıca havalimanı yolunda ışıklandırma pek bulunmuyor. Yola köpek çıksa ya da yolda bir şey olsa çarpmamak işten bile olmaz herhalde. Bir bakıma Allah’a emanet gidiyoruz. Neyse ki kazasız belasız havalimanına varıyoruz. Taksi 423 Som tutuyor. 50 Som ekstra ücreti de ekleyerek toplam 473 Som ödüyorum. Taksiyi çağıran kişi bunu söylemişti ama neden ödendiğini hatırlayamıyorum.

Bişkek Havalimanı bekleme alanı

Biraz daha vaktim olsaydı Bişkek’in dışına çıkabilirdim ama günübirlik bir gezi olduğundan çıkmamayı tercih ettim. Yaşadığım kötü olay ülkeden biraz soğutsa da genelleme yapıp herkes için kötü demem doğru olmaz. Tanıştığım Kırgızlar çok cana yakındı, polisleri de öyleydi ama niyetleri farklıydı.

- Para birimi: Som
- Havalimanından şehir merkezine minibüs: 40 Som
- Şehir Merkezinden Manas Havalimanı’na taksi: 473 Som