AKABE / ÜRDÜN
3.BÖLÜM

Yazılış:
11/04/2013
Güncelleme:
23/10/2015

Akabe'ye saat 11'i geçerken varıyorum. Ne yapılır ne edilir pek bilmeden sahile inip biraz dolaşıyorum. Uçağım sabaha karşı 04:45'te  olduğu için havalimanına gitmek için daha çok zamanım var. Dolaşırken bir Mc Donald's bulup giriyorum. Bu Mc Donald's büyük bayrağın olduğu yerin diğer tarafında kalıyor. Bayrak büyük olduğu için ona göre tarif ediyorum. Yat marinasının hemen dibinde diyebilirim. Big Mac menünün fiyatı 3.95 Dinar. Mayonezlerinin tadı bizim mayonezimize pek  benzemiyor. Wifi var ve ücretsiz.

Yemekten sonra Akabe'de dalış meşhur olduğu için dalış yapılan tarafa gitmeye niyetleniyorum ama önce diğer tarafa gidiyorum nedense. Bir yerde büyük bir harita görüyor ve incelemeye koyuluyorum. Bu esnada yanıma bir taksici geliyor. Nereli olduğumu soruyor, Türk olduğumu söyleyince haftaya Türkiye'ye geleceğini söylüyor ve biraz sohbet ediyoruz. Biraz uzağımızdaki polis bir şey mi var acaba diye bize doğru bakıyor ama bir şey olmadığını anlayınca gidiyor. Takdir ediyorum ilgisini. Taksiciden Polat Alemdar'ın burada da meşhur olduğunu öğreniyorum, hatta çoğu Ürdünlü, Türk dizisi ve filmi izliyormuş.  Kendisiyle olan sohbetimizden sonra güney kıyısına doğru yollanıyorum. Burada demir parmaklıklar arkasında bir deve görüyorum. Gel gel deyip işaretler yapıyorum ama bir bakıyorum deve yolun ortasındaki ağaçlara gidip yapraklarını yemeye başlıyor.

Çaktırmadan yoluma devam ediyorum. Gideceğim yerin yaklaşık 13 km. uzakta olduğunu söylemişlerdi. O nedir ki, bir şey olmaz deyip birkaç km. yürüyorum. Yürümesine yürüyorum ama pilim bitiyor, dermanım kalmıyor. Malum kaç gündür yürüyorum, üstelik hava sıcak ve sırt çantam da ağır. Yolda bir taksiciyle 2 Dinar’a anlaşıyoruz. Gideceğim yere varınca iyi ki yolu yürümeye devam etmemişim diyorum çünkü yürünecek gibi değilmiş.

Sahil çok uzun ama ben başında iniyorum. Akvaryum saat 4'te kapanıyormuş. Zaten girmeye niyetim yoktu, sorun değil diyorum. Sahilde yürürken kimseciklerin olmadığı bir bölge buluyor ve kayanın üzerine oturup kitap okuyarak güneşleniyorum. Akşam saat 5 - 6 gibi dalgalar kıyıyı dövmeye başlıyor, oturduğum kaya su altında kalıyor. Bunun üzerine merkeze dönmeye karar veriyorum. Otobüslerin 1 Dinar’a merkeze kadar gittiğini öğrenmiştim ama nereden binileceğine dair hiçbir fikre sahip değilim. Arabada oturan bir adamı görüyor ve yanına gidip ona soruyorum. Karşılaştığım çoğu kişi gibi bu bey de Türkiye'yi benden fazla gezmiş. Kendisi ile uzun bir süre sohbet ediyoruz ve karşıdan otobüse binebileceğimi söylüyor. Akşamki Galatasaray - Real Madrid maçını nerede izleyebileceğimi soruyorum. Haritadan gösterip, birilerine sormam gerekebilir diye yerin ismini Arapça olarak üzerine yazıyor,. Otobüs beklerken o da karşıdan bana bakıyor. Bir araba duruyor ve 1 Dinar’a merkeze kadar gidiyorum.

Merkeze dönünce ilk işim maçı izleyeceğim yeri bulmak oluyor. Bahsettiği bölgeye gidip birisine kağıdı gösteriyorum ve hemen yakınımda olan bir yeri gösteriyor. Mekana gidince maçı gösterip göstermeyeceklerini soruyorum ve orada izleyebileceğimi söylüyor. Bunun üzerine akşam yemeği yemek için Mc Donald’s'a yollanıyorum. Menünün yanında barbekü sos istiyorum, öğlenleyin bedava barbekü sosu almama rağmen ücretli olduğunu söyleyip para istiyorlar. Çalışanlar değiştiğinden ya da öğlenkilerle sohbet ettiğim içindi sanırım bu, bilemiyorum. Yemekten ve maillerimi kontrol ettikten sonra sahile oturmaya gidiyorum. Kâh İsrail'i izliyor kâh kitap okuyorum. Sonradan izlediğim yerin adının Eilat olduğunu öğreniyorum. Bir süre burada vakit geçirdikten sonra kafeye yollanıyorum.

Kafeye gelince nargilemi söyleyip oturuyorum ve içeride çalışanlar arasında çıkan kavgayı izliyorum şaşkın şaşkın. Hay bahtıma diyorum ama birkaç yumruktan ileri gitmiyor kavga. Nargile eşliğinde maçı izlemeye koyuluyorum. Çalışanlar da Türk olduğumu öğrenince iyi davranıyorlar. Maçı izleyenlerin neredeyse hepsi Real Madrid'i tutuyor ama bu, sevinmeme engel teşkil etmiyor tabii. Elmalı nargilenin fiyatı 3 Dinar, ne içersen de 1 Dinar. Kafenin adı Al Firdous Cafe, benimle ilgilenen kişinin adı Hasan. Yeri kabataslak tarif etmeye çalışayım. Sahildeki büyük caminin arka tarafından yukarıya doğru iki farklı yerden çıkış var. O merdivenlerin birinden çıktıktan sonra sola dönünce ilerinizde kafeyi göreceksiniz. İlk başta merdivenleri fazla çıkıp parka gidiyorum ama olur böyle şeyler.

Nargile eşliğinde Galatasaray - Real Madrid maçını izlediğim çay bahçesi.

Yerliler, çıkışta bizden aldıkları gibi harç parası alındığını söyledikleri için 15 Dinarı’mı Euro’ya çevirmeyip ayırıyorum. Havalimanına varınca böyle bir uygulamaları olmadığını öğreniyorum tabii. Maçtan sonra bir taksi durduruyorum. 10 Euro’ya havalimanına götürürse geleceğimi söylüyorum, olur diye cevap alınca biniyorum taksiye. Böylelikle Ürdün gezim sonlanmış oluyor.